13 Temmuz 2007 Cuma

BYE-BYE TÜRKÇE ÖZET


Oktay Sinan oğlu,dünyanın 26 yaşındaki en genç profesörü olmuş aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti profesörü unvanını da almıştır.Oktay Sinan oğlu’nun bu kitabını okuduktan sonra kafamdaki birçok soru işareti kalktı.Yani bu kitap beni bazı konularda kararlı bir hale geçirmiştir.Çok uzatmadan kitabı kısaca özetleyeyim:Oktay Sinan oğlu kitabın genelinde eğitim dilimizin yabancı dil olmasına sitem etmektedir.Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulamanın olmadığı önemle vurgulanmaktadır.Hele ki bir senelik o hazırlık sınıflarının hiç aklı karı iş olmadığını söyleyen Sinan oğlu bunun boşa geçen zaman olduğunu kafaların bir sene boyunca sadece yabancı dil görerek pratikliğini kaybettiğini savunmaktadır.Sinan oğlu dilin gitmesi sonucunda Türkiye’nin de gideceğini söylemektedir.Çünkü İngilizlerin İrlandalılara,Fransızların Araplara uyguladıkları politika gereği eğitim dilleri değişmiş;eğitim dili değişen ülkenin halkının da büyük bir çoğunluğunun ana dili değişmiştir.Bunları önemle vurgulayan Sinan oğlu şimdi bu politikaları bizlere yani Türk gençliğine uygulanıyor olmasıdır.Herkesin yabancı dil öğrenme merakı gitgide artmaktadır.Sinan oğlu her başarılı ülkenin eğitim dilinin kendi ana dili olduğunu vurgulayıp;yabancı dil öğretme tekniklerinin daha farklı ve daha kalıcı olduğunu söylemektedir.Her öğrenci kendi bölümündeki derslerin terimlerini yabancı dilde öğrenip yaz kurslarında pratik olarak kullanılabileceğini söyleyen Sinan oğlu her ülkede uygulanan sistemin bu olduğunu söylemektedir.Dil,insanları bir arada tutar ve dağılıp kendi benliklerinin kaybolmasına engel olur.Bunun içindir ki her ülke için kendi ana dili önemlidir ve her şeyde birinci sırada tutulmalıdır.Ne yazık ki ülkemizde eğitim dili yabancı dil olan birçok üniversite,lise,ilköğretim hatta anaokulu bulunmaktadır.Herkesin bu konuda sağ duyulu olması ve gerekenin yapılması için bir adım bile atmış olması gerekmektedir.Sinan oğlu’na göre dil giderse Türkiye gider bana göre hem Türkiye hem din gider.Onun için yabancıların bu oyunlarını bozmak ve elimizden geleni yapmak için bazı duyarlılıkları göstermeliyiz.Bu kitabı herkesin okumasını istiyorum;çünkü sizin de aynı benim gibi birçok fikri değişecek benim düşündüklerimi siz de düşüneceksiniz.Saygılarımla…

YUNUS BECİT
2007

3 Yorum:

Blogger Selim CAVUS dedi ki...

Belki de ingilizceyi halletme işine o hazırlık sınıflarına bırakmamalıyız.Eğer doğru bir strateji uygulanarak eğitim almış olsak ortaokul sonunda şakır şakır ingilizce konuşabiliyor olabiliriz.O zamanda hazırlık sınıflarına hiç gerek kalmaz.Bir de Oktay Sinanoğlu'nun karşı çıktığı şeyin ingilizce öğrenmek değil onun eğitim dili olarak kullanılmamasını istemek olduğunu da atlamamak gerek .Ellerine sağlık yunus .

16 Temmuz 2007 07:52  
Anonymous Adsız dedi ki...

Dil kültürün taşıyıcısıdır. Kültür ise milleti birbirine bağlayan ve aslen milleti oluşturan bir kavramdır. Millet ise bağımsızlık demektir. Bir milletin dilini değitirmek, diliyle oynayıp kültür bağını koparmak, o milleti ortadan kaldırmaya yeter. Son zamanlarda dilimizdeki yozlaşmalar iyice arttı. Bunun nedeni dilin gelişim göstermesi değil, İngilizce veya diğer yabancı dillere olan eğilimdir. Yozlaşma ile dilin gelişmesi, dile yeni kelimelerin eklenmesi birbiriyle karıştırılmaktadır. Dile eklenen kelimeler, dilin zenginleşmesini, gelişmesini sağlar. Fakat yozlaşma, dilin ahrap olmasına neden olur. Örneğin Türkçe'de hatırlatmak fiili vardır. Son zamanlarda hatırlatma yapmak şeklinde kullanılmaya başlandı. Bu dile yapılan bir ekleme değil, İngiliz özentiliğinin bir kanıtıdır. Bu şekilde değişime uğrayan dil, ileriki zamanlarda kopukluk ortaya çıkartıp, insanlar arasıda anlaşmazlığa neden olabilir. Yozlaşmanın bir başka nedeni de cahilliktir. Türkçe kelimelere cahillik sebebiyle anlamının dışında anlamlar da yüklenmeye başlanmıştır. Ve bu da dilin bozulmasına neden olmaktadır.Eğitim bu konuda çok önemlidir. Dili, ileriki nesle doğru şekilde iletmekte, bize yani şimdinin gençliğine düşmekte büyük görev düşmektedir. Bizler ileri zamanın yetişkinleri olarak üzerimize düşeni yapıp dilimizi doğru bir şekilde öğrenerek bizden sonrakilere öğretmeliyiz.

Emrehan Doğan

9 Aralık 2009 05:04  
Anonymous Adsız dedi ki...

çök güzel olmuş

22 Aralık 2011 04:14  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa